Mükemmel Olmayın…

İnsan olarak hata yapmak, önemli bir özelliğimizdir. Hatalar bize hayatı öğretir. Hatta hatalardan öğrendiklerimizle tecrübeleniriz. Her şey her zaman mükemmel olmak zorunda değildir. Dolayısıyla mükemmel olmak, kusursuzluk övünülecek bir durum değildir ve büyük bir yanılgıdır. Tek şey yapabileceğimizin en iyisini, bilgimiz ve yeteneklerimiz ölçüsünde yapabilmektir.

Mükemmel olmak, ilk bakışta iyi bir özellik gibi algılanır. Ancak kişiyi hem çok yoran, hem de yıpratan bir durumdur. Çünkü mükemmelliyetçiler, hem kendilerini, hem de başkalarını sürekli eleştirirler, hata yapma korkusu yaşarlar, gerçekçi olmayan hedefler belirlerler. Ulaşılamaz hedefler belirledikleri için, yetersizlik duygusu yaşarlar.  En iyiyi yapmak için, çoğu zaman iyiyi yapmayı reddederler.

Peki bu duyguyu nasıl farketebiliriz…

Mükemmelliyetçiliğimizin üstesinden gelmek için, ilk önce mükemmelliyetçi olduğumuzu kabul etmemiz ve bize verdiği zararları görmemiz gerekir. Çünkü  bu duyguyu yaşayan kişiler, kendisine fayda sağladığını düşünürler.

Bu duygumuzu fark edebilmemiz için, bir kağıdın  bir tarafına, mükemmelliyetçiliğimizin bize verdiği zararları, bir tarafına da faydalarını yazalım. Bu şekilde çalışma yapıldığı zaman, bu duygunun, faydasından cok zararları olduğunu görebilir, böylece değişim sürecine girebiliriz.

Standartlarımızı gözden geçirmeliyiz…

Çok yüksek olan standartlarımızı gerekirse değiştirmeliyiz. Hata yapmanın hiç de kötü birşey olmadığını, hatta başarı için gerekli olduğunu, kabul etmemiz gerektiğini hatırlamalıyız.  Hatalarımızdan ders çıkarmalıyız…

Gün içinde kendi kendimize telkinlerde bulunmalıyız. “Ben yeterliyim, mükemmel olmak zorunda değilim””. Mümkün olanın en iyisini yapıyorum”. “Ben hatalarımdan, doğruları öğreniyorum ve böylece gelişiyorum”...gibi telkinler dönüşümü hızlandıracaktır.

Yıkıcı Düşünceler İnsanı yıpratır…

Olumsuz düşünceler üzerinde durmak yıkıcıdır ve kişi bunlarla kendi kendini çökertir. Öyleyse, kendimiz hakkındaki makul olmayan, olumsuz düşünceleri bilinçli bir şekilde aklımızdan çıkarmaya çalışmalıyız. Yaptığımız hatalara gülmeyi öğrenmeliyiz.

Eleştirilere Açık olun…

Eleştiriler hayatımızın her alanında, olması gereken  bir olgudur. Bu sebeple, eleştirilmeyi bir hakaret olarak algılamamalıyız. Aldığımız geri bildirimleri yaptığımız işler üzerinde  “ Bir sonraki adımda daha iyi nasıl yapabilirim ?” şeklinde öneri olarak görmeliyiz. Hatalarımız sebebiyle aldığımız eleştirilere karşı kendimize herkesin hata yapabileceğini hatırlatmalıyız.

Sürece Güvenin…

En iyiye ulaşmanın yolu, o işin belirli bir süreç gerektirdiğini kabul etmektir. Her seferinde, daha iyi yapmayı hedeflemektir.

Mükemmelliyetçi düşüncede ise ” o iş o anda mükemmel olmalıdır.” ne yazık ki hayatta böyle bir durum söz konusu değildir.

Mükemmeliyetçi tutumunuz sadece ” büyük” konularda kendini göstermiyor olabilir. Ne zaman mükemmelliyetçi bir düşüncenizi yakalarsanız, onu zayıflatmak için soru sormanın gücünden de faydalanabilirsiniz.

Bu konuda kendimize sorabileceğiniz sorular…

— Benim standartlarıma  göre, bu işin olmaması benden başka kimin umurunda ?

— Bu konu üzerinde gereğinden fazla çalışıyor olmam, bana neye mal oluyor ?

— Bu işi başka nasıl yapabilirim, tamamlayabilirim ?

— Kafamdaki kriterlerden hangileri gerçekçi değil ? Hangilerinden vaz geçebilirim ?gibi sorularla mükemmelliyetçi durumun içine girmiş olduğumuzu farkedebiliriz.

Hayatımızda denge çok önemlidir ve bu denge, çocukluktan itibaren verilmelidir. Mükemmelliyetçilikle mücadelemizde, hayatın bir armağan olduğunu ve mükemmel olmak uğruna, hayatımızı gereksiz yere, harcamamamız gerektiğini bilmeliyiz…

sevgilerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir