Tüm Yaşadıklarınızı Kabullenin ve Özgürleşin…

Yaşam da bir çok şey  mutlu olmamız  için verilmiştir. Bunları ne yönde kullanıp değerlendirdiğimiz çoğu zaman bize kalmıştır.

Örneğin Ateşi, yemek pişirmek için de kullanabiliriz,  bir şeyleri yakmak için de. Bir şeyleri yakarsak ateş tehlikeli olur. Fakat ateş  aslında,  zararlı bir şey değildir. Onun kötü sonuçlara yol açması bizim kullanımımızla ilgilidir.

İçimizde yaşadığımız duygular da aynı şekildedir. Hissettiğiniz duygu kötü değildir, size vermek istediği mesaj  vardır. Önce o duyguyu kabul edin, vermek istediği mesaj ne, onu alın ve daha sonra dönüştürmek için ne yapmanız gerekiyor ona bir bakın.

Kaçmak yerine, acının  içinden geçmek, kişinin yaşadıklarının farkında olması  o duyguyla yüzleşmesinde büyük rol oynar. Kişi üzgün yada kızgın olduğunu inkar etmesi, sorunu gidermek için yeterli olmayacaktır. Duyguları dönüştürmenin ilk adımı duygularımızın  farkında olmamızdır. Kabul etmek,  duygularımızı dönüştürmek için, en etkili  1. yoldur.

Kanserden, kalp rahatsızlıklarına kadar birçok hastalığın arkasında öfkenin, pişmanlıkların, nefretin ve affedememenin olduğunu biliyoruz.

Başkalarını affetmek, kendi zihinsel huzurumuz ve sağlığımız için çok önemlidir. Affetmek karşı tarafın haklı olduğu anlamına gelmez.  İçinde bulunduğunuz duygudan özgürleşmemiz demektir. Affettiğiniz kişileri tekrar görmeniz, onunla konuşmanız, bir araya gelmeniz demek değildir. Böyle olduğunu düşünüp, insanlar karşılarındakini affetmezler.

İçsel huzurunuz için en önemlisi kendinizi affetmenizdir.  Her ne yaptıysanız hatanızı da, duygunuzu da kabul edin. Genelde bu kızgınlık öfke durumlarının altından, insanın kendine kızgınlıkları çıkar. Geçmişte ne yaşamış olursanız olun, kendinizi onaylayın ve  affedin. En önemli şey kendinizi affedebilmenizdir.

Çocukken istemediğimiz davranışlar olduğunda etrafa tekmeler atar, ellerimizle istemiyoruz işaretleri yapar ve duygularımızı dile getirirdik.  Büyüdükçe bize tepkilerimizi bastırmamız gerektiği öğretildi. Yumruk yapılmış eller, sıkılan dişler, kasılan duygular olarak içimizde yaşamaya başladık. Ve böylelikle bedenimizden atamadığımız birikmiş negatif enerji toplarımız oldu.

Geçmişte sizi rahatsız eden duygu ve düşüncelerden özgürleşin…

Bu benim en sevdiğim ve en etkisini yaşadığım yöntemdir.

İmgeleme tekniği…

Bugün bilimin de kabul etttiği, spordan, sağlığa kadar çok fazla kullanılmaya başlanan imgeleme tekniği oldukça etkilidir. Bu tekniğin etkili olma sebebi, bilinçaltının görselliğe hızlı cevap vermesidir.  İmgeleme yaparken gevşemiş durumda olmak, doğru nefes, iç sükunet çok önemlidir.

Şimdi gelin küçük bir pratik yapalım…

Rahatsız edilmeyeceğiniz bir odaya geçin. Karşılıklı iki tane sandalya koyun. Birisine siz oturun, diğerine ise affedemediğiniz kişinin oturduğunu hayal edin. Karşınıza aldığınız kızgınlık ve öfke duyduğunuz kişiye, tüm öfke ve kızgınlıklarınızı yüksek sesle bağırın. Avazınız çıktığı kadar bağırın, öfke ve kızgınlıklarının nedeni olan konuları haykırın. Ağlamak geliyorsa içinizden ağlayın, tamamen boşaltın içinizi. Ve  birikmiş tüm düşüncelerinizi kusun.

Daha sonra karşınızdaki kişinin de  savunmasını alın. Sizin suçlamalarınız için neler diyor. İçinizden onun yerine bir cevap gelecektir. Bu cevaptan sonra affetmeye canı gönülden hazırmısınız.? Hazır hissettiğiniz an, onu canı gönülden affedin. Onunla göz göze geldiğinizi imgeleyin. Kendinize sıkı sıkıya sarılın ve onun gitmesine izin verin.

Canı gönülden yaptığın affetme çalışmasından sonra, senin odağından çıkacaktır. Zihninin kontrolü yeniden sana geçecektir.

İçinizdeki öfke, kızgınlık, kırgınlık enerjisi bittiğinde doğal olarak rahatlamış olacaksınız ve olaya çok farklı açıdan bakacaksınız.

Geçmişi fiziksel olarak değiştiremesekte de zihinsel olarak değiştirebiliriz. Geçmişinizin, şimdiki zamanı yaşamanızı engellemesine izin vermeyin. Başınıza gelen her şeyin, bir nedeni olduğunu bilin ve kabullenin. Bu, geçmişin yaralarının iyileşmesini kolaylaştıracaktır.

Unutmayın, yarın yeni bir gün…Her ne olursa olsun, hayat geriye bakarak yaşanmaz… Özgürleşin!!!

sevgilerimle,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir