Olmak İstediğin Yerde misin..???

Mutsuz musun.?

Hayatın stresli, bir iş yaşamından mı ibaret.?

Sosyal hayata karışamıyor musun.?

İlişkilerde üzülen taraf hep sen mi oluyorsun.?

Para geldiği gibi gidiyor mu.?

Yaşam hikayeni kim yazıyor.?

Hepimiz sıradanlaşmış bir tempo içinde yaşıyoruz. Bu sıradanlaşmış çizgi genellikle sabah kalk işe git, akşam gel ve yat şeklinde.

Biliyorum hepimizin harika fikirleri ve hayalleri var, fakat gerçekleştirecek cesaretimiz yok.

Öğretmen olmak istiyordun, şuan işletme mi okuyorsun,

Avukat olmak  istiyordun, puanın yüksek çıktı diye doktor mu oldun. Ailen aç kalmanı istemediği için, elbette diploma istediler ve onlar senin için hayatı garantilediler.

Herkesi  mutlu edecek, özel bir çabaya ihtiyaç duymayacağın zaman, kendi mutluluğundan beslenen  cesaretin olur.

Kişiyi oluşturan çevre, duygu, istek, korku, endişe gibi öğretilmiş algılar insanın hayattaki  olduğu yeri belirler.

Hedeflerine konsantre olmuş, tempolu bir şekilde ilerlerken, yapman gereken en önemli şey durup bir bakmaktır. Evet tüm tempoyu durdur ve yaptıklarına bir bak. Belki çoktan yanlış bir hedefe doğru ilerliyorsun. Tempolu bir yaşamın içindeyken hedeflerinde yanılabilirsin. Seni mutsuz eden bir yolda ilerliyor olabilirsin.

Eğer biz, kendi hedeflerizi belirleyerek ilerlemeyi seçmezsek, hayatın bize getirdiği sorunları çözekle uğraşırız. Hayatta her zaman problemiz olur. Yada problem bizi bulur.

Farkında olmadan başkalarının isteklerini içselleştirip, kendi isteğimiz zannederiz. Egomuz da, birçok şey fısıldar bize. Bu fısıltıları,  kendi düşüncelerimiz zannederiz. Bu nedenle kararlarımızı verirken gerçekten kalbimizden gelen sesi dinlemeliyiz.  Bize ait olmayan isteklere göre karar veriyorsak, ne istediğimizin farkında olmadan yaşıyorsak, rüzgarın önündeki yapraktan pek farkımız kalmaz.

İnsanların ölüm  döşeğinde, en çok hayallerini gerçekleştiremediklerinden dolayı pişmanlık duyduklarını yazan Avustralyalı hemşire Ware,nin  kitabında yazdıklarını sizinle paylaşmak istiyorum.

  1. Keşke başkalarının benden beklediği hayatı sürdürmek yerine, düşlerimi gerçekleştirme cesaretim olsaydı.

İnsanlar, yaşamlarının sona erdiğinin farkına varıp,  geriye döndüklerinde, düşledikleri şeylerin çok büyük bir kısmını gerçekleştirmediklerini görünce,  inanılmaz bir pişmanlık duyuyorlarmış.

     2. Keşke bu kadar çok çalışmasaydım.

İnsanların büyük bir kısmı , işleri nedeniyle ailelerine ve dostlarına yeterince vakit ayıramadıkları için pişman oluyorlarmış. Bu kişiler tekrar şansları olsa, dönüp çocuklarının kaçırdıkları anılarını, yaşamak istediklerini söylüyorlarmış.

3.Keşke duygularımı dile getirme cesaretim olsaydı.

İnsanlarla  ilişkilerini  belirli düzeyde tutmak için, duygularını dile getiremediklerinden dolayı pişmanlıklar duyduklarını söylüyorlarmış.

4. Keşke kendime, daha çok mutlu olmak için izin verseydim.

Çoğu insan,  mutluluğun aslında bir seçim olduğunu, ölüm anı gelene kadar fark etmediklerini, insanların rahat yaşamak uğruna,  eski alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı kaldıklarını belirtmişler. Alışkanlıklardan vazgeçmek istemeyen insanların, değişme korkusu yaşadığını ve daha fazla mutlu olma şansını, kendi kendilerine yok ettiklerini belirtmişler.

5. Keşke daha çok gülseydim…

Aptalca şeyler yapmaktan bu kadar korkmasaydım. Gülmemin insana çok yakıştığını keşke daha fazla deneyimleseydim.

diyen ölüm döşeğindeki hastalar bize hayatı kaçırmamız gerektiğini inşallah hatırlatmışlardır.

Ve tekrar soruyorum OLMAK İSTEDİĞİN YERDE MİSİN.???

Sevgilerimle,

 

Olmak İstediğin Yerde misin..???” için 2 yorum

  • 20 Şubat 2018 tarihinde, saat 21:12
    Permalink

    Yazınız karanlıkta yolunu arayan insana ışık tutar gibi adeta ! Bu güzel yazı için teşekkür ediyorum.
    Serpil yaşar…

    Yanıtla
    • 22 Şubat 2018 tarihinde, saat 11:14
      Permalink

      Merhabalar
      Öncelikle yazımı okuyup, yüreğinize dokunduğunu belirtmiş olduğunuz için tşkler. Belirtmek isterim ki, karanlık diye yaşadığımız dünya aslında bizim algımızın yaratmış olduğu bir dünyadır. Lütfen bu farkındalığa varıp, hayatı kolay ve istediğimiz koşullarda yaşamanın bilincini keşfedelim. Bize verilen hediye hayatı, nasıl kalbimizdeki sevgiyi ortaya çıkararak, yaşamamız lazım, bunu deneyimlemek için kendimize şans verelim.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir